Menu Open Close
Menu Open Close

İnsan: Kendinin Kurtarıcısı mı, Celladı mı?

by: 

Yaşamın “kendisi” herkes için aynı anlama gelmiyorken, hayatın “nihai” bir amacı var mı diye sormak, o amacın peşine düşmek artık yersiz geliyor. Tek bir amaç, tek bir doğru, tek bir yol yok. Sen kim olmayı seçiyorsan; yol da, doğru da o oluyor.

Önemli İçerik Uyarısı ve Destek Bildirimi

Lütfen Dikkat: Eğer şu anda bir kriz yaşıyorsanız, duygusal olarak zor bir dönemden geçiyorsanız, bu metni okumayı bırakmanızı şiddetle tavsiye ederiz.

Yardım ve Destek İçin: Türkiye’de veya yaşadığınız bölgedeki devlet/özel hastanelerinin ruh sağlığı birimlerine dest almak için başvurabilirsiniz.

Unutmayın yalnız değilsiniz ve her zaman bir destek yolu mevcuttur.

“Kadın dün kendini asmış. Çocuklarını, ‘babanıza sürpriz yapacağım, siz halanızda kalın’ diye evden yollayıp…”

Duyduğum andan beri bu cümlelerin ağırlığı altında eziliyorum, içime dolan acıyla gözyaşlarım kendiliğinden akıyor. Uzaktan tanıdığım bir kadının ölümü… Kalbimi bu kadar yakabiliyorsa, en yakınlarımı kaybettiğimde ne hale gelirim diye bencilce düşünüyorum.

Sonra, o kadının çocuklarını…
Hayatları boyunca izi silinmeyecek bir yara taşıyacaklar. 

— “Annen?”
— “Annem mi, öldü. Kendini astı.”

Bir anne “Biraz sonra kendimi öldüreceğim çocuklarım, siz halanıza gidin bari bunu görmeyin,” mi demiş oluyor o an? Bu, düşüncesizce… hatta bencilce değil mi?


Bir insanın kendine ve sevdiklerine bırakabileceği en ağır miras.

Yine de dönüp duruyorum o düşüncede:
Seni bu noktaya getiren neydi?
Yaşamına son vermekten başka çözüm olmadığını sana kim,
ne düşündürdü?
Gerçekten çıkış yolu kalmamış mıydı?
Yani, hiç mi, başka bir yol yok muydu gerçekten?

Akrabalık ilişkilerimizi düşündüm sonra.
Onlarla daha yakın ilişkiler kurmak mümkün müydü?
Evetse, o ilişkiler nasıl şekillenirdi?

Belki de, saçmalıyorum.
Sonuçta bu onun hayatıydı ve o, bitirmeyi seçti.
Yine de, merak ediyorum:
Tek bir şey farklı olsaydı, sonuç yine aynı mı olurdu? 

Sonucun değişmesi için ben bir şey yapabilir miydim?

Biliyorum; kimse kimseyi kurtaramaz. 

Kendimizi sadece biz kurtarabiliriz; 

sevdiğimiz şeylerle, yaptıklarımızla, çevremizle… 

seçimlerimizle…

Sanırım bizi kurtaracak şey, 

sevilmek değil; 

sevme ve sevgiyi gösterme cesaretimiz olacak.

Peki bu eylemi kaçımız hakkıyla gerçekleştirebiliyor?

Sevmenin de çeşitleri var. 

Her şeyin bir şeyi…

Çünkü her insan biricik. 

Çünkü hayat, 

tek bir anlama indirgenemeyecek kadar çok.

Yine de…

Yaşamına son veren insanlar
beni haddinden fazla etkiliyor.
Nedenini bilmiyorum.
Doğru dürüst tanımadığım biri için
nasıl bu kadar üzülebilirim diye soruyorum kendime.
“Geçmiş yaşamlarımdan birinde ben de mi intihar ettim?”
“Ya da paralel evrenlerden birinde…? Zamanın olmadığı…”

Göğsümde

bir alev

yükseliyor.

Kadının ruhu… 

Kadının ruhu… 

Acaba, ona ne oldu? 

Nereye gitti? Kaynağa mı döndü? 

Yolculuğunu tamamlayıp 

huzur buldu da sonsuza mı karıştı? 

Yoksa yolculuğu bitmedi de 

yeniden mi gelecek dünyaya?

Umarım…

istediği bir yerde, 

aradığına kavuşmuştur.